Şahmeran Efsanesi Nedir?

İran ve Mezopotamya ile ilişkilendirilen bir efsane olan Şahmeran Efsanesi, tam olarak bir yöre ile özdeşleşmeyen ama Türk ve Fars kültürünün en değerli parçalarından biri olmayı başarmış mükemmel bir kurguyu betimler. Türkiye topraklarında Tarsus/ Mersin ve Mardin ile özdeşleştirilen Şahmeran Efsanesi, günümüzde birçok kişi tarafından dillendirilmekte ve birçok farklı ekleme ve çıkarmalar ile karşımıza çıkmaktadır. İşte Şahmeran Efsanesinin bilinen ve bilinmeyen yönleri…

Tarsus sınırları içerisinde bulunan Yılanlı Mağarasında yaşandığı düşünülen bu efsanede, karakterlerin farklı isimler ile anıldığı bir gerçek olsa da, bilinen ve kabul edilen karakter isimleri, Camsab ve Şahmerandır.

Şahmeran Efsanesi Nedir ?

şahmeran efsanesi

Camsab, köyün en yakışıklısı ve boylu poslu gençlerinden biriymiş ve odun toplama işi ile ilgileniyormuş. Yine bu işle meşgul olduğu bir gün annesinin hastalığı yüzünden dalgın dalgın geziniyormuş. Derken bir anda içinde birçok çeşit yılanın bulunduğu bir kuyuya düşmüş. Ve bu kuyuda o kadar çok yılan varmış ki, neredeyse kuyunun ağzına kadar doluymuş. Cansab’ın bu kuyudan çıkma ihtimali şöyle dursun, yılanlardan dolayı kıpırdayamıyormuş bile. Derken bir anda kuyunun başında bir gölge belirmiş. Ve bu gölgeyi gören tüm yılanlar, adeta saygı duruşunda durur gibi yaklaşmakta olan şeye doğru bakıyormuş.

Yaklaşan şey, Şahmeran’ın ta kendisiydi. Alt tarafı yılanı, üst tarafı çok güzel bir kızı temsil eden bu şey, Cansab’ı oldukça etkiler. Ve tabii ki, daha önce bu kadar yakışıklı birini görmeyen Şahmeran’da bir anda bu delikanlıya tutulur. Şahmeran, Cansab’ı kuyudan hemen çıkarır ve çok derin bir aşk yaşarlar. Aşk sarhoşu Cansab ve Şahmeran bir süre sonra aşklarını çok farklı bir boyuta getirirler.

Şahmeran’ın çok büyük bir sırrı varmış Ve bunu da kendisinden başka kimse bilmiyormuş. Cansab’ı kendisine bağlamak için her zaman farklı zamanlarda yaşanmış olayları anlatıyormuş. O kadar heyecanlı anlatıyormuş ki, bir süre sonra anlatacak hiçbir şey kalmamış. Ve Cansab artık bu durumdan sıkılmış. Annesini ve köyünü özleyen delikanlı oradan ayrılmak ister. Ama Şahmeran müsaade etmez. Fakat o kadar istekliymiş ki Cansab, nihayet Şahmeran’ı ikna etmiş.

Şahmeran, Cansab’a bu sırrından bahsetmenin zamanının geldiğini anlamış. Ve ona, Dünya’nın ve insanlığın başlangıcından beri var olduğunu ve her şeye tanık olduğu sırrını vermiş. Ama bu sırrını kimseye söylememesini de tembihlemiş. Bunun için kesinlikle Suya girmemesini söylemiş.

Derken, dönemin Sultan’ı hasta yatağında debeleniyormuş. Ve tek çaresi Şahmeranın etli kuyruğunu yemekmiş. Bunun nasıl olabileceğini de büyücülere ve sihirbazlara sormuşlar. Onlar da, köyün tüm gençlerini bir havuzda toplamalarını ve onun yerini bilen birinin çıkacağını söylemişler. Derken, Cansab’ı da bu havuza atmışlar. Atar atmaz Cansab Şahmeran’ın yerini söyleyivermiş. Büyülenen genç, mağara başında ki Şahmeran’ı işaret etmiş ve tüm askerler bir anda Şahmeran’ı tutmuş.

şahmeran efsanesi

Şahmeran, yakalanınca tüm sırrını söyleyeceğini beyan etmiş. Ve demiş ki, “Eğer benim başımı yerseniz tüm sırlarıma vakıf olacak ve tüm hastalık ve belalarınıza çare bulacaksınız. Kuyruğumu da yerseniz, çürüyüp ölür gidersiniz demiş. Kötü huylu vezir, padişahtan önce Şahmeran’ı öldürmüş ve güçlerini almak için hemen kafasını yemeye başlamış. Kendini suçlu hisseden Cansab da ölmek için kuyruğunu yemiş. Ama ters giden bir şeyler olmuş. Cansab güçlü kuvvetli ve her sırra vakıf olan mükemmel biri olu vermiş ama Vezir anında ölmüş. O zaman Şahmeran’ın büyük oyunu tutmuş.

Fakat Cansab bu durumu kabullenememiş ve kendini öldürmüş. İşte Şahmeran Efsanesi bu. Dilden dile yayılan ve farklı şekilde anlatılagelen bu harika efsanenin tam olarak nasıl olduğu ise tüm kaynaklarda farklı anlatıldığı için bilinmemektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here