Deneme Nedir ve Kısa Deneme Örnekleri

Deneme Nedir, Özellikleri Nelerdir ve Kısa Deneme Örnekleri Hangileridir ?

Deneme Nedir?

Bir yazarın, herhangi bir konuda ki öz düşüncelerini yansıttığı ama yansıtırken okuyucuya bunu dayatma gibi bir düşüncesinin ve amacının olmadığı yazılara Deneme denir. Deneme örnekleri bir edebi tür olarak çoğu zaman kabul edilmez ve normal bir yazın türü olarak ifade edilir. Bu makalemizde deneme nedir, deneme özellikleri, deneme yazarları ve kısa deneme örnekleri konularından bahsedeceğiz.

Deneme yazarı, bir konuyu derinlemesine incelemek ve o konu ile ilgili kişisel görüşlerini ifade etmek üzere yazıyı kaleme alır. Kişisel bilgilerini genellikle basma kalıp ifadeler ile değil, bilimsel veriler ile destekleme amacı güder. Ve bu da genellikle dipnotlar ile desteklenir.

Ama bilimsel verilerden yararlanmasına rağmen, deneme yazarı bunu karşıdakine kabul ettirmek zorunda kendini hissetmez. Ve bu da onun içtenliğine bağlı olarak okuyucular tarafından zaten değerlendirilir.

deneme örnekleri

Deneme türü, diğer türler arasında en zor olanıdır. Bu yüzden bu yazın türünün özelliklerinden bahsetmek istiyoruz.

Deneme Türünün Özellikleri Nelerdir?

Deneme türünde yazar bir konu ile ilgili fikirlerini detaya girmeden okuyucu ile paylaşır. Ama konuyu derinlemesine incelemek üzere o konuyu ele alır. Ve o konu etrafında çeşitli örneklemeler yaparak denemesini biçimlendirmeye çalışır.

Deneme türünde yazar, öğretici anlatım türüne başvurur. Ve bir konu ile ilgili bilgiler vererek okuyucuları o konu hakkında bilgilendirmeye çalışır.

Denemede konu özgürce seçilir ve genellikle yazar o konuyu gündemden seçer. Mesela, politik bir konu ile ilgili fikirlerini sunmak için siyasi bir konuyu ve bu konunun aktörlerini seçebilir. Kendi fikirlerini bazı argümanları kullanarak ispat etmek ister (Ama buna mecbur değildir).

Denemenin en önemli özelliklerinden biri de yazıyı yazarken, kendi kendisi ile konuşuyormuş havasında yazı yazar. Ve arada hiç kimsenin olmadığını ve kendisini bir okuyucusunun yerine koyuyormuş gibi yazar.

Deneme türünde yazar, dili oldukça akıcı ve saf şekilde kullanmaya çalışır. Abartılı ve ekstra kelime ya da cümle kullanmamaya özen gösterir. Toplumun her kesiminin anlayacağı dili kullanır.

deneme örnekleri

Yazar deneme yazısı yazarken farklı düşüncelere saygı gösterir ve bunu dilerse yazısında kaynak göstererek ya da tanık göstererek de aktarabilir.

Deneme yazarı ele aldığı konuyu tüm samimiyeti ve içtenliği ile okuyucuya aktarır. Zaten bu da düşüncelerini okuyucuya aktarmanın en kolay yoludur.

Deneme yazarı konu sonunda ele aldığı konuyu bir yargıya ya da sonuca bağlamak zorunda değildir. Bunu yapmak yerine son cümleyi; “Peki ya siz ne düşünürdünüz?” ya da “Peki ya siz bu durumda ne yapardınız?” türünden sorular ile bitirir ve topu okuyucuya atar.

Makale ile benzerliği vardır ve bir plan dahilinde yazılır ama makaleden daha kısa yazınsal öğelerdir.

Denemeler günübirlik yazılardır ve sadece o anı ya da o zaman dilimini etkileyen konuları ele alır.

Denemede hayali yaklaşımlar da söz konusu olabilir. Yani tamamı ile soyut düşünce ve fikirler de belirtilebilir!

Dünya Edebiyatında Deneme

Dünya Edebiyatında Deneme’nin  ilk yazılı örnekleri, “deneme” sözcüğünün bile ortaya çıkmadığı eski Latin ve Yunan ve  edebiyatlarında görülmektedir. Örneğin , Eflatun’ un “Diyaloglar”, Cicero’nun ‘Kimi Eserleridir, Epiktetos’un “Sohbetler” . Seneca’nın ise çoğu eserlerinde de denemeler bulunmaktadır.

Geçmişten günümüze bakıldığında bugün anlamdaki denemenin kurucusu 16. yüzyıl Fransız yazarı Michel de Montaigne’dir (1533-1592). Denemenin türünün ilk yazılı örneklerini veren Montaigne, yazdığı metinlerin deneyimlerinin iletilmesine yönelik  ve kişisel düşünce ve edebî parçalar olduğunu vurgulamak için “deneme (essai)’ ismini kullanmıştır. Bu arada  çok ünlü İngiliz yazar Charles Lamb ve Francis Bacon (1561-1626) da bu türde eserlere yer vermiş  ve bu türü geliştirmiştir. Fransız edebiyatında Alain Andre Gide (1869-1951)  ve İspanyol edebiyatında ise Miguel Dunamuno, Alman edebiyatında R. Maria Rilke  sanatçılar da bu türdeki yazılı eserleriyle ünlenmiştir.

Türk Edebiyatında Deneme

Türk Edebiyatında Deneme türü, Türk edebiyatına Tanzimat’tan sonra Batı’nın da etkisiyle girmiştir. Deneme çok daha önceleri olmak üzere , “Tecrübe-i Kalemiyye (kalem tecrübesi)” ,“Musahabe” gibi isimler ile adlandırılmıştır. İlk özel gazete Tercümân-ı Ahvâl (1860)’da  yayına girmesinden sonra  itibaren gazetelerde çıkan farklı yazılar, zamanla ayrı bir tür olan deneme için anlatım, yaklaşım ve dil, bakımından farklı alt yapı oluşturulmuştur.

Türk edebiyatında ilk deneme kitapları şunlardır;

  • Falih Rıfkı Atay’ın Eski Saat (1933), Bayrak (1970), Niçin Kurtulmak (1953), Çile (1955), İnanç (1965), Pazar Konuşmaları (1966), Kurtuluş (1966),
  • Mahmut Sadık’ın Takvimden Yapraklar (1912);
  • Ahmet Haşim’in Bize Göre (1928), Gurebahanei Laklakan (1928);
  • Refik Halit Karay’ın Bir Avuç Saçma (1939), Tanrıya Şikâyet (1944);Bir İçim Su (1931), İlk Adım (1941), Üç Nesil Üç Hayat (1943), Makyajlı Kadın (1943),
  • Ahmet Haşim’in  Eşkâl-i Zaman (1918) ve pek çok yazısı; gibi

Kısa Deneme Örnekleri – Montaigne

deneme örnekleri

Bakıldığında deneme örnekleri elbette kısa olmaktadır. Tabi ki  uzun denemeler de yazılabilir. Bu arada farklı ve  tüm konularda deneme yazılabilir, bu konuda  bir sınır yoktur. Gündüz Vassaf‘ın Cehenneme Övgü, adlı deneme kitabı örnek gösterilebilir. Deneme yazısı örnekleri yazılabilir daha fazla oluşturulabilir ama daha fazla olmadan kısa deneme örneği ile bitiriyoruz.

Montaigne – Babalar  ve Oğullar, Denemeler Kitabından

Babalar Ve Çocuklar

Çocukların babalarına karşı duydukları saygıdır. Duygu ve düşünce olarak karşılıklı beslenen dostluk onlar arasında kurulamaz. Dünyaları çok ayrıdır, çünkü üstelik bu dostlukları da pekiştirir. Babalar bütün düşüncelerini çocuklarıyla konuşamazlar, onlarla sırlarını paylaşmazlar, dostluğun en önemli amaçlarından biri de birbirlerini uyarmalar, akıl vermeleri çocukların da babalarına yapabilecek şeyler değildir.

Kimi toplumlarda çocukların babaları, babaların çocukları zorda bırakma durumu mevcuttur. Çocuklar ile babalar arasında doğuştan bağları hor gören filozoflarda mevcuttur. Mesela, Aristippos bunlardan sadece bir tanesidir. Kendi kanından ve kendi canından olan çocuklarını nasıl sevmediği söylenince. Aristippos demiş ki: Yere tükürmüş, bu tükürük de benden çıktı, pislik şeylerde benden çıkıyor demiş.

Plutarkhos’un kardeşini biri ile barıştırmak istediğinde şöyle söyler: Aynı karından olduğumuzdan dolayı kardeşimin benim için büyük önemi yok der. Babalar ve çocukları farklı mizaçlar da olabilirler, kardeşlerde aynı.

Dilimiz Üzerine

Nurullah Ataç

Dilimiz, konuşma dilimizden çok, yazı dilimiz yıllardan beri, yüzyılı aşkın bir zaman ile durmadan değişiyor. Değişmesini bir dileyen oldu bir buyuran oldu diye değil, değişmesi gerektiği için değiştirmek zorunda olduğumuzdan içimizden duyduğumuz için değişiyor. Elimizdeki dille dünden kalan dille istediğimizi söyleyemediğimiz istediğimiz gibi söyleyemediğimiz için değişiyor. Bu değişme bir bakıyorsunuz hızlanıyor çok kimseleri şaşırtacak başlarını döndürecek kadar hızlanıyor, bir bakıyorsunuz ağırlaşıyor artık duracak sanıyorsunuz. Ama durmuyor. Durdurmak kimsenin elinde değil, durdura bilsek çoktan durduracaktık. Yazarlarımızın çoğu  başlangıçtan beri bu değişmeye sinirleniyor, bu değişmeyi istemiyor. Kimi öfkelenip bağırıyor. Sonra öfkelenen  de eğlenip alay edeni de değişmeye uyuyor, dilini değiştiriyor bir gün önce istemediği yeni dille yazıyor.

Türkçe’de yazı dilimizden Arap dilinin Fars dilinin kurallarına göre kurulmuş isim sıfat takımlarının nasıl kaldırıldığını bir düşünün. Yazarlarımız en ünlü yazarlarımız karşı koymak için neler yapmadılar! “Terkipler kalkarsa Türkçe yazı yazılamaz. Dilimiz çirkinleşir. ” dediler.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here