Kısa Gezi Yazısı Örnekleri | Kısa Gezi Yazısı Çeşitleri | Ev Ödevi

Kısa gezi yazısı örnekleri izmir, kısa gezi yazısı örnekleri istanbul, kısa gezi yazısı örnekleri gaziantep, kısa gezi yazısı örnekleri ayasofya, kısa gezi yazısı örnekleri ankara ve gezi yazısı kısa açıklamalarıyla, kısa gezi yazısı çeşitlerini fazlasıyla bulabileceğiniz makalemize giriş yapalım.

Kısa Gezi yazısı nedir ? Kısa Gezi yazısı örnekleri nelerdir ?

kısa gezi yazısı örnekleri

Gezi Yazısı Nedir?

Yazarın gezdiği, dolaştığı, izlenimlerini paylaştığı, gördüğü yerlerin özelliklerini noktasına kadar hiçbir eksik olmadan yazmasıdır. Gezi yazısında yazar ne görmüşse yazısına onu aktarır, kendisinden hiçbir şey katmamakla birlikte, hayal ettiği şeyleri yazmaz gerçek ne ise onu yazar. Bu arada eskiden  Seyahatname olarak da bilinen  bu türün Türk Edebiyatı’ndaki en ünlü ve bilinen örneklerinden Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme adlı eseridir.

Gezi Yazısının Özellikleri Nelerdir?

1- Anlatılanlar hayal gücüne dayalı değil tamamı ile gerçektir.

2- Betimleyici anlatımdan yararlanılır.

3- Gezi yazısı görülen yerlerin güzellikleri hakkında duygu ve düşünce içerebilir.

4- Gezi yazılarında yazarın dikkatini çeken ve çeşitli konular güncel olaylarla da entegre ederek  edebi bir üslupla anlatılır.

5- Gezi yazıları çok kuvvetli bir gözleme dayanır.

6- Yazar anlattıklarının doğruluğunu; bilgi toplama konuşma, ile ve fotoğraflarla desteklemeli, anlattıklarını bir akıl çerçevesinde değerlendirmelidir . Bu arada anlattıkları, daha önceki anlattıklarıyla çelişki içinde olmamalıdır.

Gezi Yazısı Çeşitleri?

Gezi yazılarını, seyahat açısından ve  yer bakımından 2’ye  ayırmak gereklidir: yurt dışı gezi yazıları ve yurt içi gezi yazıları olmak üzere ikiye ayırmak gereklidir.

Yurt dışı gezi yazıları, gezi yazıları  bir yazarın kendi ülkesi dışında yaptığı gezi ve araştırmaların bir örneğidir.

Yurt içi gezi yazıları, ise bir yazarın herhangi bir maksatla kendi ülkesinde yaptığı bir yolculuk sırasında edindiği izlenimleri ve gezip gördüğü yerleri  anlattığı yazılardır.

Gezi Yazısı Örneği?

1- Gaziantep Ömeriye Camii’ ye bir gezinti yapalım: Çok yakın zamanda Gaziantep’e  yolculuk yaptık. Yola İstanbul’dan çıktık. Direk uçak ile Gaziantep’e indik. İkindi vakti direk Gaziantep Ömeriye Camii’ye gittik. Ömeriye Camii büyük ihtişamı, inanılmaz mimarıyla, göz dolduruyordu. Ulu caminin içine girince duvarlardaki hat yazıları ile caminin içindeki havuzu inanılmazdı. Bu arada  her yeri aşırı derecede tarih kokuyordu. Taç kapısı ile mihrabı beyaz ve siyah  taşlarla örülü olan caminin, minare şerefesinin korkuluklarında oyma taş işçiliğinin inanılmaz örnekleri dikkat çekiyordu. Aslında en önemlisi camiyi ön plana çıkaran unsurlardan birinin de cami avlusunda bulunan ve deprem uyarısı yaptığına inanılan döner özellikteki süslemeli taş olduğuydu.

kısa gezi yazısı örnekleri

2- Marmaris Kalesi’ne gidelim. Marmaris’in tarih kokan pek fazla kişinin bilmediği Marmaris Kalesi’ni gezme fırsatı buldum. Bu kaleyi daha önce bir film sahnesinde görmüştüm. Kalede toplam 18 adet oda, bir ark ve çeşme bulunmaktadır. Kalenin 7 tane kapalı alanı vardır. Bunlarda 2 tanesi arkeoloji salonu ve 1 tanesi de etnoğrafya salonu olarak düzenlenmiştir. Bu arada kalan bölümler ise sanat galerisi ve depo olarak kullanılmaktadır.

3- Gaziantep Kalesi çok ilginç yerlerden bir tanesidir. Gaziantep Kalesi Allenben deresinin güney kısmında yer alan ve yüksekliğinin ortalama olarak 25 metre civarında bir tepe üzerinden kurulmuştur. Gaziantep Kalesi Milattan Önce 2. ve 4. yüzyılda ilk başta  Roma Döneminde gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Kule yapısının dairesel biçimde olduğu Gaziantep Kalesi toplamda 36 adet kale burcuna sahiptir. Ancak 12 adet kale burcunun günümüze kadar gelebildiğini görmekteyiz. Gaziantep Kalesinin duvar taşlarının tamamen bolak taşlardan inşa edilmiş olmasıdır. Bu sayede Gaziantep kalesinin oldukça sağlam bir yapıya sahiptir. Gaziantep kalesinin çevresi ise yaklaşık olarak 1200 metre civarıdır.

4- Sokullu Mehmet PAŞA CAMİİ: Küçük Ayasofya camii ve Sultanahmet camii arasında: Kadırga-Şehit Mehmet Paşa yokuşundadır. Aşırı dik yokuşlardan oluşan sokaklarda kurulmuş bir külliye. Çevresi: 2 metrelik duvarla çevrilerek kapatılmıştır.

Tam tamına 3 Osmanlı Padişahına sadrazamlık yapan, Sırp asıllı Sokullu Mehmet Paşa adına; 1571 yılında, karısı Padişah 2.Selim’in kızı Esma Sultan tarafından yaptırılmıştır. Bu sadrazamın boyu 2 metreyi aşmakta ve zamanın en uzun boylu sadrazamı idi.
Bakıldığında çevresinde, medrese bölümleri sıralıdır, avluda mermer bir şadırvan vardır. Sultanahmet tarafındaki avlu kapısından ve hemen karşısındaki kapıdan ve kıble’ye bakan merdivenli kapıdan girildiğinde ise; avluya girilir.

İlk iki kapı girişinde; mezarlıklar vardır. Camide; İznik çinileri ve tamamen orjinal kalem işleri görülmeliktir. Evet ününü; göz kamaştırıcı  bu İznik Çinileriyle berraklaşan, stabil ve aydınlık iç mekanına borçludur. Tek kubbeli ve tek minareli. Bu arada Kuzeyde; mihrap çevresinde; insan boyundan büyük, iki mum ve mihrap üzerinde hat sanatlı çini süslemeler var.

Şerefe kısmından üstü yıkılmış, eski bir tuğla minare daha var. Caminin; ses ve aydınlatma sistemi, her Sinan camiinde olduğu gibi mükemmeldir. Mimar Sinan’ın en güzel eserlerinden bir tanesidir. Bu camiye özel benzersiz özellik var. Bu camide “Hacerülesved” taşı parçaları gömülüdür. Hacerülesved taşının, Kabe’den getirilmiş küçük parçalarından dördü, inşaat sırasında burada: minber, mihrap ve kubbe duvarları içine gömülmüştür.

5- Yenicami’ye bir gezinti yapalım; Eminönü Meydanının olmazsa olmazı  olan güvercinlerini kesinlikle görmelisiniz. Dört bir yanda, pencerede, her yerde, gökte, minarelerde, elektrik kablolarında, kubbelerde; her yerdeler adeta. Bu arada kuşlara yem atarak hem kuşları, hem de yemden kazanç sağlayan (ama) görme özürlü vatandaşlarımızı sevindirmeyi unutmayın.

Baktığımızda meydanda tüm heybeti ile duran bu cami: Valide Sultan camii veya Yenicami  olarak nitelendirilmiştir. Caminin bulunduğu konum; eski İstanbul’un “yahudhane” evlerinin bulunduğu yer. Baktığımızda evler yıkılarak cami inşa edilmiş. Evet burada caminin temeli de çok ilginçtir. Yumuşak bir zeminde ve yarı bataklıkta inşa edilen caminin temelleri için: sert tahta kazıklar, uçlarına demir başlıklar geçirilmiş kullanılmıştır. 1597 yılında başlamış. Mimarı: Davut Ağa. Kubbe ise bu camiye özgü bir özellikle, piramidi andırır şekilde yükselmektedir. Bu arada inşaatı yapımcısı ise ; Sultan 3.Murat’ın eşi Safiye Sultan.

Köşelerdeki dört kubbe ile birlikte, toplam 66 kubbe bulunmakta. Mihrabın solunda; değerli taşlarla süslü, mozaik bir tablo var. Minberi ve mihrabı: beyaz mermerden.  Merdivenlerle, üç kapıdan giriliyor. Merkezi kubbe: çinilerle süslü, dört fil ayağına ve dört kemere oturuyor. Sağda ve solda, üç’er şerefeli, iki minare var. Kare planlı olarak yapılmıştır. Bu merkezi kubbeyi, dört yarım kubbe destekliyor.

Yani; bu mükemmel yapı: yapımı boyunca, 3 mimar ve birkaç padişah görmüş. Yenicaminin inşaatı tam 66 yıl sürmüştür, İstanbul’da camiinin inşaatı normal şartlarda 2-7 yıl sürmektedir.

6- İzmir saat kulesine gitmeye karar verdik. Mersin’den kendi arabamız ile yola çıktık. Akşam üzeri 22’de yola çıktık sabah 8 gibi İzmir’deydik. İzmir’de gitmek istediğimiz belki de tek yer sat kulesi idi. Çünkü daha önce çoğu kez İzmir’e gelmiştik. Ama bir türlü saat kulesine gidememiştik. Tüm ihtişamı ile saat kulesi karşımızda duruyordu. Saat Kulesi’nin etrafı beyaz mermerden, diğer bölümleri kesme taştan yapılmıştı. Üçer çeşmesi ile kurnası, ortasında da fıskiyeleri de vardır. Ay yıldız kabartmalar mükemmel ötesiydi. Gerçekten beklediğim kadarıyla vardı. İzmir Saat Kulesi kendisinden bekleneni vermişti bana göre birde, çok şaşırdım noktası yapıldığı günden bu yana sadece bir kere durmuştur. Oda depremden dolayı daha sonra onarılmış ve çalışmaya devam etmiştir.

7- Bostancıdan Ayasofya’ya Uzanan Bir Yolculuk!

Bostancı sahilinin kıvrak yolunda gezinirken balık kokan restoranların yerine tarih kokan Ayasofya’ya gitmeye karar vermiştim. Ve tabii ki bu bana biraz pahalıya mâl olacaktı. Neden mi? Çünkü Ayasofya müze kart ile giriş yapılabilen bir müze statüsünde ve buraya girebilmek için 15 TL’yi (2013 yılı için geçerli fiyat idi) gözden çıkarmak gerekiyordu. Ha bir de eklemek gerekirse 3 saat içerisinde tekrar giriş çıkış yasağı da vardı. Yani o anda ne gördüyseniz gördünüz aksi takdirde 3 saat beklemek zorunda kalacaktınız.

Neyse ki, Karaköy deniz otobüsüne binerek Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçiş yaptık. Ve aktarma ile tramvay aracılığı ile Ayasofya tarafına vardık.

Burada Sultan Ahmet Camii’nde keyifli bir gezi yapabilirsiniz. Ve ben de öyle yaptım. Ardından hemen köşede cıvıl cıvıl parlayan Topkapı Sarayı’na da gidebilirsiniz.

Neyse ki Ayasofya’ya da gitmek üzere sakin bir günü seçmiş olmalıyım ki uzun bilet kuyruğuna takılmadan hemen biletimi aldım ve Ayasofya’ya girdim.

Ayasofya gerçekten de mükemmel bir müze. Esasında müze mi, kilise mi ya da cami mi tam karar veremedim. Çünkü daha çok bir kiliseyi andıran ama bir yandan da duygusal olarak camiye benzettiğim fakat müze olduğu bir an bile aklımdan çıkmayan bu olağanüstü yapıya ne diyeceğime tam karar veremiyordum.

Ayasofya, üst kısmı yani tavanda ki figürleri ile mükemmel bir mekanı andırmaktadır. Ayrıca bazı kilise simgelerini de taşıdığını söylemek gerekir. Meryem ana ve Hz.İsa figürü ile Cebrail ile diğer birkaç meleğin figürlerini de izleyebilirsiniz.

Ayasofya’da birçok Osmanlı ve Bizans figürlerini bulabilirsiniz. Tüm bu şekilleri ve simgeleri izledikten ve gördükten sonra sırada dilek taşına parmağınızı koyarak dilek dilemeye gelmiştir. Burada dilediğim şey şu zamana kadar gerçekleşmedi ama sanırım artık buna da gerek kalmadı!

8- Gaziantep’te Farklı Kültür ve Farklı Bir Dünya Sentezi

Gerçekten de Türkiye’nin her bölgesi gibi Gaziantep’te mükemmel bir şehir. Bu şehre geldiğiniz zaman yapabileceğiniz o kadar şey var ki, hangisini yapabileceğinize karar veremeden saatin gece olduğunun farkına bile varmazsınız. Peki Gaziantep’te neler yaptım.

Öncelikle şehrin ortasında onlarca otelden birinde konakladım. Ve ardından sabah vaktinde burada gelenekselleşmiş olan Beyran kahvaltısını yaptım. Beydan, bir çeşit etli ve pilavlı çorba olarak da düşünebileceğiniz bir yemek. Bunu kahvaltıda tüketmek enerji vermekle birlikte daha lezzetli olduğu için biz de sabah yedik.

Beyrandan sonra sırada katmer var. Mükemmel bir katmeri tek başınıza yemenizi tavsiye ederiz. Çünkü bir daha bu kadar lezzetli bir katmeri başka yerde bulamayabilirsiniz.

Ve sırada Kemikli Bedesten, Zincirli Bedesten ve Hanlar , Hamamlar derken, kale vardı. Görkemli ve harika görüntüsü ile Gaziantep Kalesine gittik. Ama kale maalesef restorasyonda imiş ve biz de sadece yan kısmı müze olan bölgeye girebildik. Ama inanın burası bile gezilmeye değer harika bir yerdi. Ve Kurtuluş Savaşının bir çok simgesini burada görebilirsiniz.

Mükemmel bir yer Gaziantep ve Gaziantep kalesi, en yakın zamanda siz de kesinlikle buraları gezmelisiniz.

9-  İstanbul’dan yola çıkarak Trabzon Sümela Manastırı’na doğru çıktık.
10 saatin üzerinde bir yolculuktan sonra Trabzon Sümela Manastırı’na ulaştık. Sümela Manastırı’nın gerçek ismi ”Panagia Sumela veya Theotokos Sumela” olduğunu öğrendik. Çok eski bir yapı olduğu aşikardı öğrendik ki M.S 350-400 yılları arasında imiş. Manastırın içinde çok geniş ve büyük bir kilise vardır. Manastıra vadiden çıkmak mümkündür, ortalama olarak 100 basamaklı merdiven ile çıkılmaktadır. Sümela Manastırı tam 6 katlı ve 2 katı ise üstü açık teras tarzındadır. Meryam ananın ölümüne ilişkin resimler mevcuttur. Ayrıca Adem Babamız, Havva Annemiz yasak meyveyi ve cennet kovulmayı anlatan resimler vardır.Bazı meleklere ait figürler vardır.Özellikle büyük meleklerin figürleridir bu yapı gerçekten çok ihtişamlı ve inanılmazdır.Gidilip görülmesi gereken yerleden biridir.

10- Dolmabahçe sarayına gelmiştik. Gerçekten çok heyecanlıydım. İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde yer alıyordu, ulaşımı ise son derece kolaydı. Hemen gezmek istiyordum. Her yeri adeta tarih kokuyordu. İlk olarak öğrendim ki Abdülmecid Han tarafından yaptırılmıştı. Dolmabahçe Sarayı’nın mimarı ise Balyan ailesidir. Dolmabahçe Sarayı’na giriş için öncelikle iki büyük saltanat kapısından geçmek gerekiyor. Sonrasında sarayın içinde 6 tane daha kapı bulunmaktadır. Saray içerisinde 1 adet asansör bulunmaktadır. 43 salon, 600 metrelik rıhtımı, 285 oda ve 6 hamamı vardı. Dolmabahçe Sarayı’nda Türklere özgü sanat motifleri de bulunmaktaydı. Sarayın dış cephesi oldukça sade ve özgündü iç mimarisi ise oldukça renkli, gösterişli, ve oldukça çekiciydi. Dolmabahçe Sarayın iç mimarisi ise rengarenk farklı çiçek motifleriyle süslenmiş idi. Her desen ve renklerden kaplanmıştı.

11- Topkapı Sarayına yolculuk. Topkapı Sarayı 1478’de Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştı. 380 yıl Osmanlı İmparatorluğu’nun idare merkezi olmuştu. Topkapı sarayı deniz ve karadan girilebilmektedir. Biz deniz yolculuğunu tercih etmiştik. Topkapı sarayı iki bölümden oluşmaktaydı, birinci ve ikinci avluda Enderun ve Birun bölümleri vardır. Avlularda birçok yeri gezdik. Alay köşkünü, çinili köşkü, lale bahçesini ve daha birçok bölümünü görülmeye değerdi. İç sarayında ise Fatih Köşkü’nü, Hekimbaşı Odasını,Arz odasını ve diğer bölümleri fazlasıyla gezdik çok ihtişamlı ve görülmeye değer bir yerdi.

12- Sultan Ahmet Camii’ne ailece gelmiştik. Aslında çoğu kişinin bildiği Sultan Ahmet Camii yaptıran 1.Ahmed’dir. 1616 tarihinde bitmiştir. Sultan Ahmet Camii ilk 6 minareli cami özelliğine sahiptir. Sultan Ahmet Camii mimarı ise Sedefkar Mehmet Ağa’dır. Dikkatimi çeken yabancıların ‘Mavi Cami’’ demesiydi. Öğrendim ki İznik çinilerinden yeşil,mavi,beyaz çiniler kullanıldığından iç tarafı kubbeler mavi tonlarındadır. Gezdiğimizde gördük ki; hamam, türbe, imarethane gibi yerlerde mevcuttu. 200 adetten fazla aydınlık olması renkli camlar mevcuttur. Çinilerde bitki motifleri vardır. Sultan Ahmet Camii yüksekliği 43 metredir. Sultan Ahmet Camiinin duvarlarında büyük ve çekici şekilde halifelerimizin isimleri yazılıdır. Ayrıca Kur’an-ı kerimden yazılar vardır

kısa gezi yazısı örnekleri

Arkadaşlar Gezi Yazısı Örneği olarak Gaziantep’i biraz fazla yazdım ama gerçekten gezilip görülecek yerlerin başında gelmektedir. Sizlerde gezi yazılarını bizimle paylaşabilirsiniz.

Dünya Edebiyatında Gezi Yazısı

Dünya edebiyatında gezi yazısının ilk örnekleri, olabilecek  eserleri verenlerin başında Marco Polo, Heredotos, İbni Batuda gelmektedir.

Türk Edebiyatında Gezi Yazıları

Bakıldığında Türkçe yazılan ilk gezi kitabı, ünlü denizcilerimizden Seydi Ali Reis’in Miratül-Memalik adlı eseridir. Eser Portekizlilere karşı savaşırken Hint denizinde fırtınaya yakalanıp Gücerat’ta karaya çıkan Seydi Ali Reis’in Afganistan,Buhara Hindistan ve Maveraünnehir yoluyla Edirne’ye dönüşü sırasında başından geçen serüvenleri anlatır.

Ünlü bilginlerimizden Kâtip Çelebi’nin Cihannüma adlı eseri de gezi yazılarında birtakım ilginç özellikleri kapsamaktadır. Kâtip Çelebi, Osmanlı ülkesinin birçok yerini dolaşmıştır. Bu arada eserinde gördüğü bu yerlerle ilgili ayrıntılı bilgiler vermiştir.

kısa gezi yazısı örnekleri

Aslında edebiyatımızda gezi türünde en önemli ve ilk büyük eserin yazarı Evliya Çelebi’dir. Tarih-i Seyyah adını taşıyan on ciltlik eserinde Evliya Çelebi, Osmanlı İmparatorluğu sınırları dışında ve içinde gezip gördüğü yerleri anlatmaktadır. Bu yerler arasında İzmir, Bursa, Trabzon gibi şehirlerimiz ve  Mısır, Habeşistan, Avusturya, Hicaz ve Dağıstan gibi yabancı ülkeler de bulunmaktadır. Evliya Çelebi’nin gezi kitabından XVII. YY. toplumumuzun zengin kültür özelliklerini öğrenmek mümkündür.

XVII. yy’da Hac yolculuklarını anlatmıştır. Bu arada Avrupa ve Yakın Doğu ülkelerine gönderilen elçilerimizi yazdıkları sefaretname’leri de birer gezi eseri sayabiliriz. Başını çektiği  eserler arasında gezi türünün özelliklerini çok belirgin biçimde taşıyanı Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin Fransa Sefaretnamesi’dir. Yazar bu eserinde Lale Devri’nde Fransa’da elçilik yaparken gördüklerini çok yumuşak dille anlatmıştır.

Keçecizade İzzet Molla sürgüne gönderildiği Keşan ve İstanbul’a dönüş izlenimlerini MihnetKeşan adlı eserinde anlatmaktadır.

kısa gezi yazısı örnekleri

Türk edebiyatında yazılan başlıca gezi yazıları 

  • Anadolu Notları – Reşat Nuri Güntekin
  • Frankfurt Seyahatnamesi – Ahmet Haşim
  • Avrupa’da Bir Cevelan – Ahmet Mithat Efendi (Batı tekniğine uygun ilk gezi örneği)
  • Seyahatname – Evliya Çelebi
  • Mirat-ül Memalik – Seydi Ali Reis (İlk gezi kitabımız)
  • Avrupa Mektupları – Cenap Şahabettin

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here